top of page

Ar-Ge & TTO’lar: Devlet Patent Hesabı Soruyor. Teşvikleri Nasıl Kullandın?

Malumunuzdur ki, günümüzün zorlu ekonomik koşulları altında devletimiz bir yandan vergi gelirlerinin durumunu, diğer yandan sağlanan teşviklerin topluma olan geri dönüşlerini yakından izlemekte ve gün geçtikçe denetimlerini de arttırmaktadır.

Ar-Ge teşvikleri, inovasyon ve teknolojik gelişmeyi desteklemek amacıyla devlet tarafından sağlanan kritik bir kaynaktır. Şirketler tarafından kullanılan söz konusu kaynakların etkin kullanımı, israf edilmemesi ve topluma sağladığı katkılar büyük önem taşımaktadır.

Burada sorgulanan temel göstergelerden biri de “değer” üreten “patent” ve “faydalı model” tescilleridir.




Son on yılda örneğin üniversitelerin teknoloji transfer ofislerinin gelişimi ve devlet-sanayi-üniversite işbirliği süreçlerinin katma değerli olarak artırılması bağlamında sağlanan devlet desteklerinin kullanımı özellikle izlenmektedir. Denetim süreci, kademeli olarak önce patent, faydalı model ve tasarım başvurularının sayısını, sonra bu başvuruların tescil edilip edilmediğini ve nihayetinde yakın zamanlarda bu buluşların ticarileştirilme faaliyetlerine konu olup olmadığını sorgulamaktadır. Üniversiteler ve Ar-Ge merkezleri bu süreçte düzenli olarak benzer yıllık raporlar sunmaktadır.

Patent verileri açısından maalesef gelinen nokta beklentilerin çok altındadır. TÜRKPATENT tarafından ilan edilen son beş-yıllık patent istatikselleri[1] incelendiğinde, yıllık yerli patent başvuru sayılarının ortalama “8.500”, tescillerin ise “2.700”ler seviyesinde olduğu görülmektedir.

Ülkemizde 1.306 Ar-Ge merkezi[2], 329 tasarım merkezi, 101 teknoloji geliştirme bölgesi ve 208 yükseköğretim kurumu bulunmasına rağmen, Ar-Ge ve tasarım merkezleri bazında patent tescili sayısı beklenin çok altında kalmakta, yılda bir patent tescili dahi düşmemektedir. Kaldı ki, Japonya, Kore ve hatta Çin’deki global inovatif firmaların, Ar-Ge merkezlerindeki 5-7 kişiden oluşturulan her bir Ar-Ge ekibine yılda 7-10 patentlenebilecek buluş hedeflemesi yaptığı ve firma bazıları için patent başvurusu yapmama kararı alsa bile performans kriterlerini buna göre değerlendirdiği iyi bilinmektedir.

Ar-Ge merkezlerinde yürütülen projelerin çıktıları olarak elde edilen fikri mülkiyet haklarının korunması, rekabet avantajı sağlama ve yoğun emek sonucu ortaya çıkan ürünler üzerinde hak iddia etme motivasyonunu artırır. Bu doğrultuda, Ar-Ge Merkezinde belirli periyodlarda “Fikri Mülkiyet Hakları Farkındalık Eğitimleri” düzenlemek faydalı olmaktadır. Üst yönetimin bu anlamda finansal ve ticari fırsatları görmesi, rekabet avantajlarını anlaması ve olması gereken “gerçek altyapıyı” oluşturması büyük önem taşımaktadır.

Bu bilgiler ışığında, Devletin, Ar-Ge teşviklerinin kullanımını ve sonuçlarını daha fazla sorgulaması ve özellikle patentler ve sağladığı ticari değerler konusunda hassas denetimler yapması, teşviklerin doğru kullanıldığından ve topluma maksimum fayda sağlandığından emin olmak için gereklidir ve yerindedir.


 

コメント


GÜNDEM

bottom of page